LiveZilla Live Chat Software

İhracatçıların Sıklıkla Yaptıkları Hatalar

İhracatçıların Sıklıkla Yaptıkları Hatalar
  • 24
    Ara

İhracatçıların Sıklıkla Yaptıkları Hatalar

İhracattaki kalıcı başarı için katma değeri yüksek malların üretilmesinin yanında ihracatçıların dünya piyasalarının gerektirdiği şartlara göre hareket etmeleri zorunludur. Bunun sağlanmasında girdi maliyetlerinin dünya fiyatlarından sağlanması ve ihracata belirli bir stratejinin siyasi otoriteler tarafından benimsenmesi önemlidir. Türk İhracatçısı uluslar arası piyasalarda daha etkin yer almak için ihracatı kısa vadeli getirisi olan bir ticari faaliyet olarak görmemeli ve özellikle aşağıdaki hataları yapmamaya çalışmalıdır.

Türk İhracatçıların Başlıca Hataları
-İhracatçılar sırf mal satma hevesi ile tanımadıkları firmalara açık hesap (mal mukabili) mal gönderebilmektedirler. Bu tür ödeme şeklinde ihracatçı tamamen alıcısının insafına kalmakta, alıcı malları satıp ödeme yaparsa ihracatçı parasını almaktadır. Yeterli güvence alınmayan alıcılara bu tür ödeme şekli ile mal satılması oldukça risklidir.
-İhracatçılar iç piyasa daraldığı zaman ihracata yönelmekteler, iç piyasa canlanınca ihracattan gelen talepleri dikkatli değerlendirmemekte ya da tamamen ihracatı ihmal etmektedir. İhracatı sadece kriz dönemlerinde hatırladığı için fiyat üzerinde alıcıların bir baskısı ile karşılaşmaktadır. Aynı anda dış pazara yönelen ihracatçılar yeni pazar ve yeni müşteri elde etmek için birbirleri ile kıyasıya rekabet etmektedirler. Bunu çok iyi sezen dış alıcılar ise en düşük fiyattan istediği malı oldukça esnek bir ödeme şekli ile almaya çalışmaktadırlar.
-İhracatçıların ilk ihracatlarından bile yüksek kazanç beklentisi belki de çok yüksek ihracat şansı olan ürünlerin dünya piyasalarına girmesini önlemektir. Ürün ve firmanın kendini tanıtmadan büyük paralar kazanması dünyanın hiçbir yerinde mümkün değildir.
-Alıcılar ülke şartları ile değil malın fiyatı, zamanında teslimi ve ödeme şartlarının esnekliği ile daha çok ilgilidirler. Eğer müşteri ilgilenmiyorsa ülke şartlarından bahsetmemek daha doğru neticeler verebilir. Alıcı ülkenin şartlarını (tatil günleri, gümrükleme sistemi, Pazar şartları gibi) bilmek ve ona göre strateji belirlemek daha etkin sonuçlar verir.
-İhracatta döviz getirme mecburiyeti ve sürelerine (ihracattan sonra 180 gün) tam anlamı ile dikkat edilmemektedir. Yurt dışına yapılan satış iç piyasaya yapılan satış gibi düşünülmektedir. Ama mal bedeli belirtilen zamanlarda yurt içine getirilmezse ve mücbir sebep (olağanüstü sebepler; tabi afetler, grev, iflas, savaş gibi) hali yoksa mal bedeli kadar para cezası ile karşılaşılabilmektedir.
-Dış pazarlarda özellikle aynı sektörde ihracat yapan işletmeler birbirlerine zarar verecek, aynı zamanda ülke menfaatini etkileyecek şekilde fiyat düşürülmesi yapılmakta (tekstil, madenilik gibi) ve kazançların dış firmalara geçmesi sağlanmaktadır.
-İhracat işlemleri için hizmet veren kuruluşlardan (banka, gümrük müşavirlik gibi) daha ucuz maliyetli olanların tercih edilmesi sonucunda zaman zaman istenen hizmetler elde edilememektedir. Kısa vadeli düşük maliyet uzun vadeli büyük zararlara yol açabilmektedir.
-İhracatçı, akreditif gelmeden üretime başlamakta, üretime başladığı iş için de kendisini bağlamakta ve alıcının şartlarını kabul etmek zorunda kalmaktadır. Bazı durumlarda ihracatçı malları temsil eden dokümanları akreditife rağmen bankaya vermeyip doğrudan alıcıya göndermekte, alıcı da malları kolayca çekmekte, bankalara hiçbir doküman verilmediği için mal bedelinin tahsili alıcının insafına kalmaktadır. Akreditifli işlemlerde bankaya verilen ihracat dokümanları akreditif şartlarına büyük oranda uymamakta ve zaman daraldığı için rezervli olarak (kusurlu doküman) işlem yapılmaktadır.
-Aldığı siparişi yazılı hale getirmeyi ihmal etmekte, bu durumda iş hukuki boyuta geçtiğinde ya da sigortadan ( Eximbank ihracat sigortası) tazminat talep edildiğinde sıkıntı oluşturmaktadır. Sözleşme yapılmadan mal sevk edilmekte, alıcı mal bedelini ödemediğinde ise, mal bedeli hukuki yollardan alınmaya çalışılmaktadır. Ayrıca, sözleşmelerde bulunması gereken en önemli maddelerden bazılarının (tahkim yeri gibi) yazılması unutulmaktadır.
-Dış pazarlara girerken alıcıların konuştuğu yerel dilin kullanılmaması sonucu gerekli bağlantılar yapılamamakta ve istenilen sonuçlar alınamamaktadır. Yabancı dil kullanırken karşı tarafın durumu anlaması beklenmektedir. Alıcılar ile işletme ortamında iş görüşmesi yapılırken alıcıların dikkatini çekecek şekilde ortaklar ya da elemanlar arasında Türkçe olarak iş ile ilgisi olmayan müzakereler yapılabilmektedir. Alıcıya konuşulan konu hakkında mutlaka bilgi verilmesi gerektiği unutulmaktadır.
-Siparişin alınması esnasında üstlenilen yükümlülükler (malların teslim zamanı, ödeme şekli ve zamanı, kusurlu malların tazmini, fiyatların kur dalgalanmalarına göre değişimi gibi) tam olarak analiz edilmemekte, aksamalar meydana geldiğinde alıcıdan anlayış beklenmektedir.
-İhracatçıların çoğunun dış pazarlarda markalaşma yolunu seçmeyip fason üretici olarak kalmaya çalışmaları bir çok sektörde kaliteli üretimlerin dış pazarlarda alıcılar tarafından markalanıp yüksek kazançların dış pazarlara geçmesi sağlanmaktadır. Markalaşma ile elde edilecek uzun vadeli kazanç kısa vadeli sipariş kazançlarına tercih edilmektedir.
İhracatçılarımızın uygulamada sıklıkla yaptıkları yukarıda sıralanan hatalara, diğer önemsiz gibi gözüken kusur ve hataları da eklemek mümkündür. Bunlar ise; randevulara zamanında gidilmemesi, giyim ve kuşam a dikkat edilmemesi, ikramda kısıtlama yapılması, numune hazırlanmasının zahmetli bulunması, iş ortamının düzensiz olması ve alıcı ülke örf ve adetine dikkat edilmemesi olarak sayabiliriz. Artık markalaşma yolunda ilerleyen bir ülkenin ihracatçılarının en azından bu gibi temel hatalara düşmemesi gerekir.

Yorum Kapalı.